Uzun yaşamanın sırları
Yaşlandıran düşmanları tanıyın
'Uzun ve sağlıklı yaşamak ister misiniz?' Bu soruya herkesin yanıtı 'Evet' olmasına karşın pek çok kişi doğayla nasıl işbirliği yapacağını bilmiyor. Oysa, hayat tarzını değiştirerek yaşlanmanın üstesinden gelmek mümkün...
'Kadınlara yaşı sorulmaz' sözü artık modern çağda erkekleri de kapsıyor. Yaş sormak hoşgörülü karşılanmasa da; yaşından, yaşamından keyif almasını bilenler göğsünü gererek gerçeği söylüyor. Modern yaşam birçok kolaylığı insanoğluna konfor diye sunarken, bir de düşman yolluyor. Onun adı 'Stres'; tüm yaşamı ele geçiriyor, yaşlanmayı hızlandırıyor. Pozitif enerjiyi tüketiyor. Peki 'Uzun ve sağlıklı yaşamak isteyenler ne yapacak?' Doğal Tıp Derneği Başkanı Ayurveda Uzmanı Dr. Ender Saraç, genç kalmak için sadece maddi değil, manevi yaklaşımların da büyük oranda etkili olduğuna dikat çekerek 'Ben şu vitamini, ilacı alıyorum. Genç kalırım' demek yeterli olamaz. Ruhsal açıdan ele almak istiyorum. Sadece maddi kayıplar giderilmeye çalışılıp genç kalınamaz. İnsanın ruhunu genç hissetmesi bedenine de yansır. Zihin ve beden birbirinden ayrılmaz. Kendinizi yaşlı hissediyorsanız, bu sadece surat ifadesine yansımaz. Hastalık, yıpranma ve yaşlılık olarak geri döner' diye konuştu. Yaşlanmaya karşı koyabilmek için, vücudun düşmanlarının iyi bilinmesi gerektiğini hatırlatan Saraç, yaşlanmayı hızlandıran etkenleri şöyle sıraladı: 'Stres, çevre kirliliği (Kirlenmeyi sadece sokaktaki çöpler diye düşünmemeli. İçtiğimiz suyun, girdiğimiz denizin, soluduğumuz havanın, yediğimiz gıdaların kirli olması) organik gıdalar yerine kimyasal katkılı, hormonlu gıdaların tüketilmesi. Kırmızı et, şarküteri ağırlıklı beslenme, düzensiz uyku, doğal ihtiyaçların sağlıklı olarak giderilememesi, hareketsizlik, aşırı sıcak iklimlerde yaşamak (Tropikal ülkelerde yaşayanlar, daha soğuk iklimlerde yaşayanlara oranla daha hızlı yaşlanıyor, daha erken ölüyor.) Duygusal travmalar, depresif bozukluklar, genetik özellikler, hastalıklar (Şeker hastalığı, romatizma, enzim bozuklukları), alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı, antibiyotik, vitamin, kimyasal ilaçları çok fazla tüketme de, yaşlanmayı hızlandıran etkenler arasında yer alıyor.'
Kriz yaşlandırıyor...
Araştırmalar meditasyon, yoga, reiki gibi gevşeme tekniklerini kullanan, doğayla enerji alışverişinde bulunanlarda yaşlanma, yıpranma hızının daha yavaş olduğu gözleniyor. Saraç, Türkiye'de son iki yıldır yaşanan iki büyük deprem ve ekonomik krizin, ruhsal yaşlanmaya neden olduğunu belirterek 'İnsanların ruhları çok yaşlandı. Deprem, ölüm, işini kaybetme korkusu ruhsal yaşlanmaya neden oluyor. Vücut, strese karşı korunmaya çalışırken, adrenalin gibi bazı maddeleri daha fazla salgılıyor. Bünye alarm pozisyonunda sürekli enerji pompalamak zorunda kalıyor. Türk toplumu iki yıldır ruhsal enerji ile ayakta kalmaya çalışıyor. Vücuttaki sorunlar kriz etkisi bittikten sonra ortaya çıkacak. Herkes bilinçaltındaki kalkanları kaldırınca, sağlık sorunları görülecek. Kanser, kalp hastalıkları ve depresyon patlak verecek.
Enerjiyi koru...
Dr. Ender Saraç, pozitif enerjiyi korumak için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: 'Özel esanslar kullanılabilir, bitkisel ilaçlar ruhsal enerjiyi tutmada katkıda bulunuyor. Melisa, sarıkantaron özü, kavakava gibi ayurveda tabletleri öneriliyor. Bir merkezde gevşeme, nefes teknikleri öğrenilebilir. Türkiye'de sabahları güne gevşeyerek başlama adeti yok. Negatif enerjiyle güne başlayıp, bitiriyoruz. Masajlar uygulanmalı. Bitkisel prepatlar ile ruhsal enerji düşkünlüğü düzeltilebiliyor. Sırf vitamin almakla genç kalınamaz.'
Sevgi şart...
Saraç, sevgi enerjisini yükseltmek için hayvan beslemek, çiçek, bitki yetiştirmenin çok etkili olacağını belirtti. Doğal tıp yöntemlerinin yaşlanmaya karşı yardımcı seçenekler sunduğunu belirten Dr. Saraç, yaşlanmayı geciktiren bitkisel preparatların kişinin beden tipine göre uzmanlar tarafından verildiğini kaydetti. Yaşlanmayı geciktirmek için verilen maddeler:
Selenyum:
Doğal bir mineral. Kansere karşı koruyucu etkisi var. Serbest radikal temizleyicisi olarak adlandırılıyor.
E vitamini:
Günde 200-400 ünite alınmalı.
C vitamini:
Yüksek olmayan dozda olmalı.
Amritkalaş (Ölümsüzlük iksiri):
Bilinen en kuvvetli antitoksidan madde. Erken dönemde kansere karşı etkileyici. Hastalıklara karşı koruyucu özelliği bulunuyor. Dokuların yaşlanmasına, yıpranmasına karşı gençlik iksiri. Himalaya Dağları'nda bulunan 20-22 çeşit bitkinin karıştırılmasıyla oluşturuluyor. İçinde meyve özlerinden, keçi benzeri yak adlı hayvanın sütünden elde edilen tereyağı özü bulunuyor.
Mesir macunu:
Yaşlanmaya karşı etkili olan mesir macunun üzerinde tıbbi araştırmaların yapılması gerekiyor.
Klorella:
Tatlı su yosunu. 2.5 milyon yıldır DNA'sını değiştirmeyen tek canlı. Yaşlanmaya karşı kullanılan bu yosun, yüksek oranda B vitamini ve bitkisel kökenli protein içeriyor.
Vitamin al, genç kal
Dr. Ender Saraç, vitaminlerin uzmanlar tarafından verilmesi gerektiğini, leblebi gibi tüketilmesinin sakıncalı olabileceğine dikkat çekti. Eczacı Levent Gökgünneç, vitaminlerin vücutta kullanımını şöyle anlatıyor: 'Vücut, her vitaminin gerekli miktarda kan akımında sürekli dolaşımını sağlar. Suda çözünen vitaminin fazlası idrar ile atılır. Yağda çözülen vitaminlerin fazlası ise, yağ dokusunda depolanır. Depolandıkları için yağda çözünen vitaminlerin aşırı dozu, zararlı olabilir.'
Bilinen 13 vitamin bulunuyor. A, D, E ve K vitamini vücudun yağ dokusunda depolanıyor. Bunlar yağda çözülen vitaminler.
C vitamini ve 8- B vitamini suda çözülüyor.
Vitaminler, normal büyüme, sindirim, enfeksiyonlara bağışıklık için vücuda gerekiyor.
10 yıl fazla yaşamanın sırları
Bilim adamları, 10 yıl fazla yaşayabilmenin sırrını bilimsel olarak çözdüklerini bildirdi. Şimdiye kadar sağlıklı beslenme, egzersiz yapma ve sigaradan uzak durma sayesinde ömrün uzadığını bildiklerini kaydeden uzmanlar, yeni araştırmayla, bu sayede ömrün ne kadar uzatılabileceğini saptadıklarını açıkladı.
California Üniversitesi uzmanlarından Dr. Gary Fraser ve arkadaşları tarafından 34 bin kadın ve erkek arasında yapılan araştırma, 1976 yılında başladı. Araştırmada, hepsi 30 yaşın üzerinde olan deneklerle ilgili her türlü kişisel bilgi kullanıldı. Araştırma sonucunda, sağlıklı beslenen, egzersiz yapan ve sigara içmeyen kişilerin 5 ila 10 yıl daha fazla yaşayabildikleri belirlendi. Uzmanlar, sağlıklı beslenme, spor yapma ve sigaradan uzak durmanın uzun yaşama katkısının üçte iki, genetik etkinin ise üçte bir oranında olduğunu açıkladı. Daha önce aynı sonuca yakın saptamaların İsrailli ve Japon bilim adamları tarafından da yapıldığı hatırlatıldı.
Kimler uzun yaşar?
Stresle başa çıkmayı öğrenen
Doğal ve sağlıklı beslenen
Fazla kilosu olmayan (Uzun yaşayan kişilerin çoğunun zayıf olması dikkat çekici)
Düzenli egzersiz yapan
Cinsel yaşamı düzenli olan
Vejeteryan beslenen. (Sebze, meyve, tahıl ağırlıklı beslenenler)
'Serbest radikal temizleyicisi' madde tüketenler
Uzun yaşamada, kalıtım da etkili. (Bazı kişiler özel hiçbir çaba sarfetmese de, kalıtımın etkisiyle uzun süre yaşayabiliyor)
Vitamin ihtiyacının arttığı durumlar
Yaşlılıkta:
65 yaş üzerindeki insanlarda, vücutta emilimleri azaldığı için B6, B12 ve vitamin D ihtiyacı artıyor. Özellikle kadınların osteoporoz riskine karşı kalsiyum ve D vitamini alımlarını arttırmaları gerekiyor. Yaşlılıkta antioksidan veya multivitamin formüllerin bağışıklığı harekete geçirdiğine, artırdığına ve bazı enfeksiyon risklerini düşürdüğüne dair yayınlar da var.
Sigara içenlerde:
Sigara içmek vitamin C düzeyinde azalmalara yol açıyor ve serbest radikallerin üretimini arttırıyor. Sigara içenler için günlük tavsiye edilen C vitamin miktarı normalden daha yüksek.
Yüksek oranda alkol tüketimi:
Alkol vitamin ve minerallerin emilimi, metabolizma ve atılımı üzerinde yaptığı değişikler yüzünden vitamin takviyesine ihtiyaç duyuluyor.
Vejetaryenler:
Tüm hayvansal ürünleri beslenme programlarından çıkardıkları için, ek B12 vitaminine ihtiyaç duyuyorlar. Yeterince süt ürünleri tüketmiyorlarsa, güneş ışığına çıkmıyorlarsa, kalsiyum ve vitamin C takviyeleri kullanmaları tavsiye ediliyor.
Az kalori ile diyet durumunda:
Günde 10000 kaloriden az alınıyorsa veya çeşitli gıda alerjileri yüzünden bazı besinler alınamıyorsa multivitamin-mineral formülasyonundan yararlanılması gerekiyor.
Sindirim sistemi hastalıklarında:
Mide, karaciğer, safra, bağırsak ve pankreas sorunları varsa veya sindirim sistemiyle ilgili bir operasyon geçirildiyse bu durum besinlerin sindirilmesi ve emilimini engelleyebiliyor. Diyet, doktor kontrolünde vitamin ve mineralle zenginleştirilebilir.